HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / KÜLTÜR ve MEDENİYET
Okunma Sayısı: 969
Yazar: Ahmet Doğan İlbey
İstikametimiz "muasır medeniyet" mi, İslâm medeniyeti mi?

İstikametimiz İslâm medeniyetine kasdeden “muasır medeniyet” bu ülkeye bin yıllık medeniyet kimliÄŸini yok sayan lâ-dinî Cumhuriyet döneminde girdi. Cumhuriyetin önderi, “Yapmakta olduÄŸumuz inkılâpların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri (çaÄŸdaÅŸ), bütün mâna ve eÅŸkâli ile uygar bir toplum hâline getirmektir. Memleketler çeÅŸitlidir fakat uygarlık birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu yegâne uygarlığa iÅŸtirak etmesi lâzımdır” (Prof. Âfet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, s. 183) nutkuyla medeniyeti pozitivizm ve materyalizm üzerine yükselen Batı’da aramış ve millete müracaat etmeden ilân ettirdiÄŸi Cumhuriyet devletinin yönünü Kur’ânî mânada medeniyet vasfını haiz olmayan sömürgeci Batı medeniyetine çevirmiÅŸtir. “Yegâne uygarlık” tan kastının “muasır medeniyeti”, yâni pozitivist Batı’nın fen-bilim, hukuk ve sosyal deÄŸerlerini kastettiÄŸini belirtelim.

“MUASIR MEDENİYET SEVİYESİYLE” ALDATMAK

Cumhuriyetin önderi “Muasır medeniyet seviyesine ulaÅŸmayı” Batı medeniyeti ile çatışmada deÄŸil, uzlaÅŸmada ve Batı’nın temsil ettiÄŸi çaÄŸdaÅŸ toplumlar ailesine katılmakta görür. “ÇaÄŸdaÅŸlaÅŸma” için “İslâm kültürünü aşıp muasır Batı kültürü ailesine katılmak zorunda bulunduÄŸumuzu” söyler:

“Cumhuriyetin ilke ve inkılâpları, Türkiye’yi çaÄŸdaÅŸ uygarlık düzeyine bir an önce ulaÅŸtırabilmek için Batılı aklın ve mantığın çizdiÄŸi yolları gaye edinir. Yaptığımız ve yapmakta olduÄŸumuz inkılâpların amacı Türkiye Cumhuriyeti halkını her bakımdan uygar ve çaÄŸdaÅŸ bir toplum hâline getirmektir. İnkılâplarımızın temeli budur. ÇaÄŸdaÅŸ uygarlık tek bir milletin veya tek bir dinin ortaya çıkardığı bir deÄŸer deÄŸildir. DiÄŸer uygarlıklar gibi o da insanoÄŸlunun yüzyıllar boyu devam eden katkılarıyla oluÅŸan, rasyonel düÅŸünceye ve lâik bir dünya görüÅŸüne dayalı ortak bir eserdir. Biz batı uygarlığını kendi bünyemize uygun bulduÄŸumuz için, dünya uygarlık seviyesi içinde benimsiyoruz.” (a.g.e., s.183)

Bu fikirlere âmâ üstad Cemil Meriç’in sözleriyle cevap verelim: “Bu, kendi derisinden çıkmak, kendi mukaddeslerini inkâr etmek ve peÅŸin peÅŸin köleliÄŸe razı olmak deÄŸil mi? Biz apayrı bir medeniyetin çocuklarıyız; düÅŸman bir medeniyetin, bambaÅŸka ölçüleri olan, çok daha eski, çok daha asil, çok daha insanca bir medeniyetin…” (Sosyoloji Notları ve Konferanslar, s.195)

CUMHURİYETİN YÖNÜ LÂ-DİNÎ BATI MEDENİYETİDİR

Medeniyetsiz Cumhuriyetin önderinin sık kullandığı “çaÄŸdaÅŸlık” kavramı da İslâm medeniyet deÄŸerlerinin reddi ve Batı medeniyet deÄŸerlerini kabul, yâni “muasır medeniyet seviyesine ulaÅŸmak” mânasına gelir. DüÅŸünme, yeme-içme, giyinip kuÅŸanma gibi sosyal hayatımız ve müesseselerimizle Avrupalılar gibi olmaktır. “Muasır medeniyet seviyesine” nasıl ulaşılacağının cevabını da “önder” kendisi verir: “Memleketimizi asrileÅŸtirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye’ye asrî, binaenaleyh Garbî hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmeyi arzu edip de Garba teveccüh etmemiÅŸ millet hangisidir?” ((Prof. Âfet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, s. 297)

“HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİD İLİMDİR” ALDATMACASI

Cumhuriyetin ideolojisiyle idraki kirlenen zavallı aydınlar onun, “Medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürÅŸit ilimdir...” sözünü “yerli bir medeniyet hamlesine iÅŸaret olduÄŸunu zannettiler. Oysa “en hakiki mürÅŸit ilimdir” sözü dînin, yâni İslâm’ın varlığını reddeden Batı’nın pozitivist “bilim ve aklından” oluÅŸan medeniyetin iÅŸaret ediyordu. “Tanrı” ya ihtiyaç duymadan düÅŸünen ve dînin müeyyidelerinden bağımsız, sözde hür olarak iradesini geliÅŸtirmek demektir ki, medeniyetsiz Cumhuriyetin temel gayesi de budur.

CUMHURİYET, MÜRŞİDİNİ BATI MEDENİYETİNDE ARIYOR

Yeri gelmiÅŸken belirtelim ki Cumhuriyet “önderinin” 1924’de Samsun’da söylediÄŸi “…Hayatta en hakiki mürÅŸit ilimdir” sözü pozitivist ve deist ÅŸair Tevfik Fikret’indir. Medeniyetsiz Cumhuriyetin resmî tarihi yazmasa da, “önder”, bu sözün sahibinin “ilham kaynağım büyük ÅŸair” dediÄŸi Tevfik Fikret olduÄŸunu söylemiÅŸtir. “MürÅŸid” sıfatını da İslâmî mânada “irÅŸad eden, doÄŸru yolu gösteren rehber” karşılığında kullanmadığını, Batı medeniyetinin pozitivist bilimini kastettiÄŸini hatırlatalım. Çünkü bu sözün devamında “İlim ve fen haricinde mürÅŸid aramak gaflettir, cehalettir, delâlettir” diyerek, Osmanlı-İslâm medeniyetinin inÅŸacılarını kastediyor. Ayrıca o devirde dilde uydurukça kelime inkılâpları henüz yapılmadığı için “mürÅŸid” kelimesini mecburen kullanmıştır.

Medeniyetsiz Cumhuriyetin önderi, Gökalp gibi birçok reformcudan farklı olarak Batı medeniyetinin bir bütün olarak alınmasından yanaydı. Onun için modernleÅŸme, muasırlaÅŸma, çaÄŸdaÅŸlaÅŸma kavramları İslâm medeniyetinin reddi ve Batı medeniyetine, yâni “ortak ve üstün medeniyete” dâhil olmak mânasına geliyordu. Dolayısıyla Osmanlı-İslâm asırları medenî sayılmadığı için “medenî ve asrî olmak” için BatılılaÅŸmak yönünde inkılâplar yapılmalıydı.

AVRUPA MEDENİYETİ GANİMET, İSLÂM MEDENİYETİ KÖHNE İMİŞ

Ziya Gökalp’ın 1922’de söylediÄŸi “Kabul etmediÄŸimiz takdirde Garp devletlerinin esiri olacağız. Garp Medeniyetine hâkim olmak yahut garp devletlerine mahkûm olmak, bu iki şıktan birini kabul mecburiyetindeyiz. Bugün artık ÅŸu hakikat anlaşılmıştır: Avrupa’ya karşı hürriyetimizi ve istiklâlimizi müdafaa edebilmek için Avrupa medeniyetini iÄŸtinam etmemiz lâzımdır” (Ziya Gökalp, Makaleler IX, s.39) sözlerinden destek alan fakat bu fikri daha da ileri götüren Cumhuriyetin önderi Tanzimat BatılılaÅŸmasını eksik bulur. Ona göre Batı medeniyeti vasıta deÄŸil, gayedir. Batı medeniyetini Tanzimatçıların yaptığı gibi bâzı yönleri iyidir-bâzı yönleri kötüdür demeden bütünüyle alınmalıdır. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, s.84)

“Avrupa medeniyetini iÄŸtinam etmemiz lâzımdır” ifadesinin “ganimet alma”, “ganimet olarak bakma” mânasına geldiÄŸini belirtelim. Kendi medeniyet kimliklerine güvensizliÄŸin ve Batı medeniyetine itibar etmenin en trajik ifadesidir bu. Anlaşılıyor ki, Cumhuriyet önderi ve devrin aydınları Batı medeniyetini “ganimet” saymışlar. Cumhuriyetin önderinin ilham aldığı aydınlar, “Batı medeniyetinden kopuk kalmanın baÅŸlıca sebebi İslâm dinidir. Ya Garplılaşırız ya mahvoluruz” diyen (Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin DoÄŸuÅŸu, s.235) İkinci MeÅŸrutiyet’in pozitivist aydınlarından Ahmet Muhtar ve “Bir ikinci medeniyet yoktur, medeniyet Avrupa medeniyetidir, bunu gülü ile dikeni ile isticlâs etmek mecburidir” (a.g.e., s.235), yâni kabul etmek gerek diyen Abdullah Cevdet gibi Cumhuriyet önderinin ÅŸedit Batıcı aydınlardır.

Hülâsa-i kelâm; Cumhuriyetin önderine göre Batı sadece coÄŸrafî bir kelime deÄŸil, aklın ve bilimin neticesinde ortaya çıkan muasır medeniyetin kendisidir. Bu sebeptendir ki vakit kaybetmeden Batı medeniyet ailesinin bir uzvu hâline gelmek lâzım. Çünkü Batı medeniyet ailesine dâhil olmak, her ÅŸeyiyle kötürüm olan köhne Åžark’tan kurtulmaktır.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ahmet Doğan İlbey
13-07-21
E mail: yenisoz.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İstikametimiz "muasır medeniyet" mi, İslâm medeniyeti mi?
Online KiÅŸi: 29
Bu Gün: 612 || Bu Ay: 6.591 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.069 || Toplam Tıklanma: 58.638.108